Yazı Detayı
02 Nisan 2021 - Cuma 08:30
 
ACI AMA GERÇEK BU
MERAL BAYAT İNAT
 
 

ACI AMA GERÇEK BU

 

Yıl bin dokuz yüz doksanlı yıllardı. Köyümüze baraj geliyordu.Bir çok kesimin bağı, bahçesi barajın suları altında kalıyordu. İstimlak edilen bağ ve bahçelere devlet çok güzel paralar veriyordu. İçlerinde öyle biri vardı ki tarihe ışık olacak türden bir eylemde bulundu. Ve o bir kadındı. Babasından kalan o bağ ve bahçelerden sadece hakkı olanı istiyordu. Adı mı? Ne önemi vardı ki, adı bende saklı kalsın. O has be has bir kürt kadınıydı ve çok mağdurdu. Yedi kardeşin en büyüğü evli yedi çocuk annesiydi. Kocası üstüne kuma almış ona ve çocuklarına maddi manevi bir katkısı yoktu. Yetmişli yaşlarda ömrünü Allah'ın rızasını kazanmaya çalışan bu dünyadan geçecek olan  sadece bir yolcuydu. Evet onun babasından kalma çok bağ ve bahçeleri vardı. Bunların çoğu baraj suyunun altında kalıyordu. Kadındı ama sadece  Allah'ın ve yasaların ona verdiği hakkından istiyordu babasından. Aman Allah'ım eş,dost ,akraba hepsi ona düşman kesildi. Neymiş efendim bu bölgenin töresinde kız evladı baba tarafından miras isteyemezmiş. Ama o ilerlemiş yaşına rağmen hanım ağa gibi bir kadındı. Doğrudur kocası bir köyün sahibiydi. Fakat ilk eşine ve çocuklarına zırnık koklatmıyordu. Bu nasıl bir iştir? Bu nasıl bir töredir ki kadın bütün haklarından mahrum bırakılıyor. Onun erkek kardeşleri de mirası vermemek için baya baya direndiler. Ama o Allah'a olan inancıyla ve Türkiye Cumhuriyeti yasalarının ona verdiği haklarla bu işin peşini bırakmadı.  Çevrede ki çok kesim tarafından dışlanmasına rağmen oda artık gurur meselesi yapıp bu davanın sonuna kadar takipçisi oldu. Ben dedi Allah'ın ve yasaların bana verdiği hakkımı istiyorum. Tabiki de haklı davasını kazanmıştı. O ilerlemiş yaşına rağmen bir çok genç kadının içinden geçirip de yapamadığı büyük bir başarıyı elde etmişti. Bölge tarihinde belki baba tarafından miras alan ilk kadın olarak tarihe geçmişti. Ama aradan yıllar, yıllar geçmesine rağmen zihniyet hala otuz yıl öncesinden kalmış gibi. Çünkü kadın;


Anne oldu.
Eş oldu.
Kız çocuğu oldu.
Yuvayı yapan dişi kuştu.
Kadın evin temeli ve tadı tuzuydu.


Ama ne acıdır ki hiç bir zaman istisnalar hariç mal ve mülk de hak sahibi olamamıştı. Sebebiyse bölgemize has bir töre kanununa göre kadının ne baba evinde miras hakkı vardı. Ne de kocası tarafından böyle bir hak tanınıyordu. Kocası vermek istemese salt kapının önüne koyulabiliyordu. Hatta koca istemezse ömrünü verdiği çocuklarını bile ellerinden alıyorlar. Bu kocanın merhametine ve inisiyatifine bırakılmıştı. Birde baba evinden gelinlikle çıkmış, ancak kefenle kabul edilirdi. Neydi bu bölgenin kız çocuğuna reva gördüğü töreleri? Böyle bir töre yerin dibine girsin.


 Acı ama gerçek bu!


Bu coğrafyada ki kadının hali buydu. Bu konuda daha yazılacak çok şey vardı.  Lakin ben de bir bölge kadınıydım...


Aslında bu durumu şu anki Türkiye gündemine benzetiyorum. Başımızdakilerin hesabına nasıl gelirse öyle davranırlar. Yeri geldi,hak ve hukuk deyince mangalda kül bırakmadılar. Yeri geldi T.B.M.M .de oy birliğiyle kabul edilen bir sözleşmeyi hiç bir gerekçe göstermeden iptal ettiler. Üstelik adını verdiğiniz bir sözleşmeyi başımızda ki insanın deyimi ile "Biz kararımızı verdik. Gireriz ve girdiğimiz gibi de çıkarız" kanunla açıklanamayan bir tavırla. Hadi çıktın ,çıktın keşke yine meclisin kararıyla olsaydı. Sadece bir kişi karar vermeseydi.  İşte bu bölgenin töreside böyle bir şey. Sen güçlüysen nasıl istersen öyle davranabilirsin. Yeri geldiği zaman istediğini yargılayabilir. Hatta ve hatta töre deyip yargısızca infaz bile edebilirsin. Yani sizin anlayacağınız bu coğrafyada kadın bile olsan  zayıf olmayacaksınız. Yeri geldiği zaman hakkınızı,hukukunuzu kendiniz arayacaksınız. Benim bu yaşıma kadar öğrendiğim  tek şey bu. Dünya zayıfların dünyası değil. Her zaman güçlü olacaksınız. Ve kendinizi asla ve asla ezdirmeyeceksiniz.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 
Etiketler: ACI, AMA, GERÇEK, BU,
Yorumlar
Haber Yazılımı