Yazı Detayı
16 Temmuz 2021 - Cuma 10:09
 
BİR ŞAİRE. YAŞAR NEZİHE BÜKÜLMEZ.
RIDVAN SÜZEN
 
 

 

 

BİR ŞAİRE. YAŞAR NEZİHE BÜKÜLMEZ.

 


               Edebiyatımızda öteden beri şiirle ilgilenen kadınlara rastlamak pek de mümkün değildir. Bunun önemli sebeplerinden biri cumhuriyetten önce kadının sosyal hayatta pek aktif olmaması denilebilir. Seçme ve seçilme halklarının 1930’dan sonra verilmeye başlanmasıyla art alanda bulunan kadın, ön saflarda kendine yer ayırmıştır. Edebiyatımızda her ne kadar da Fatma Aliye hanımın ilk romanı yazması, bunun alt yapısını oluştursa da erkeğin toplumda daha baskın bir karakter olması kadını geri planda bırakmıştır.


               Mâdem kadından özü açtık bu hafta sizinle bir hanımefendiyi ele alalım. Bir şaire vardır bilir misiniz? Ben bu kişinin şiirlerini Kazancı Bedih‘in gazellerinden tanırım. Şanlı şehrimin uzun kış gecelerinde her sohbetin nihayetinde dillerde vardı onun şiirleri. Onun hayatı, ismi ve soy ismiyle tam anlamıyla özdeşleşmiştir. Tüm umutsuzluklara rağmen yaşamasıyla Yaşar, kibarlığıyla Nezihe, dönemin dalkavuklarına ve baskıcı anlayışa karşı dik durmasıyla da Bükülmez olmuş ve gönüllere adını Yaşar Nezihe Bükülmez olarak kazımıştır.


1882 yılında istanbul’da yoksul bir ailenin altı çocuğundan beşincisi olarak dünyaya geldi. Çeşitli hastalıklardan dolayı kendinden önce ölen kardeşlerden sonra, validesi kendisine Yaşar adını verdi ve o da yaşadı. Evet yaşadı ama acılar ve çileler içerisinde yaşadı. Henüz altı yaşında iken öksüz kalınca kötürüm olan teyzesi ve alkolik olan babasının gözetiminde hayatını devam ettirdi. Çocukluğu İstanbul’un Silivrikapı ilçesinde geçti. Sokaklarda büyüdü, evden kovuldu, aç kaldı günlerce, aynı kıyafeti çok uzun süreler giydi. Kendisine ait bir köşe, oda ve bağımsız bir yaşamı olmadı. Aile içerinde hep yalnız kaldı çünkü baba diye hitap ettiiği kişi sadece biyolojik baba idi. Babasının bu ilgisizliğinden dolayı ilkokula kendi imkânlarıyla kaydoldu. Hayata şaire nazarıyla bakan Nazihe hanım mektebi, eğitimi çok sevdi. İlerleyen yıllarda rızası dışında bir evlilik yapınca hayatı tam anlamıyla köreldi. Ama içindeki ruhu asla kaybetmedi. Ilk evliliğinin nihayetinde iki evlilik daha yaptı fakat hiçbirinde aradığı mutluluğu bulamadı. Çünkü karşısına kendi gibi nezih bir insan çıkmamıştı. Bunun yanında bir anne için en kötü durum olan evlat acısını da yaşadı. Geçimini sağlayamayınca okuma yazma bilmeyenlerin mektuplarını okudu ve yazdı. Mahalle sakinlerinin dikiş nakış işlerini yaptı. Ama yılmadı, mutluluğu ve huzuru şiirlerinde buldu. En büyük mutsuzluklarını en güzel şiirlerde topal bıraktı. Kimi yerde şiire olan sevgisi ve bağlılığı onu hayata bağladı. Şiirden uzak durduğu yıllarda ise hayatını şu şekilde özetledi:  “Hayatım serteser bir faciadır. Sevdiklerimden zulüm, hürmet ettiklerimden hakaret gördüm” diye özetlemiş sanat ve edebiyatla tesis olunan hayatın tüm gerçeklere galip geldiğine kanaat getirmiştir.


      Türk edebiyatında ilk kadın şair olması ona çeşitli ünler kazandırsa da hayatı genel olarak sefalet içinde geçti. Aydınlık ve Malumat dergilerinde Mazlume, Mahmure ve Mecmure imzalarıyla şiirleri yayımlandı. Şiirlerinde izlek olarak acıyı, yoksulluğu, kimsesizliği ve derin manada da aşkı anlattı, belki de yaşamak istediği fakat yaşayamadığı aşkı anlattı Nazihe hanım. Şiirlerinin her mısraında uzak yerlerde olan ve imkânı yokluğa ezik olan hisleri yazdı. Hep uzak olanı, mümkün olmayanı, terk edileni, gitmişliğin çaresizliğini yazdı. Çünkü hayatı çaresizlik içinde geçmişti. Onun hayatını anlamak evvela şiirlerini anlamaktan geçer. Çünkü reel olanı edebiyatın zirve türü olan şiirle anlatmış ve buna kurguya mahal vermeden sanat elbisesi giydirmişti.


           Tarihler 1934’e geldiğinde ülkede soyadı kanunu çıkar. Herkes bir soy isim almak zorundadır. Nezihe hanım hayatını gözler önüne alırken Bükülmez soyadını kendisine lâyık görür. Evet Bükülmez. Gerçekten de bükülmemiştir. Yoksulluk, ölüm, sefalet ve ötekileştirme karşısında. Çeşitli tarihlerde 250’den fazla şiiri bestelenmiştir. Özellikle de Urfamızdaki gazelhanlar İstanbul’da acıyla şakıyan bu bülbüle candan kulak vermişler, onu büyük divan şairlerini önemsedikleri kadar önemsemişlerdir. "Mecnun İsen Ey Dil Sana Leyla mı Bulunmaz" başta olmak üzere bir çoğu Kazancı Bedih tarafından seslendirilmiştir.  


Yaşar nezihe hanımı kısacık bir köşe yazısıyla anlatmak imkanı olmayan beyhude bir çabadır. Gönül ister ki özellikle kadınların bu kişi üzerinde araştırma yapmalarıdır. Şiirleri unutulmaya yüz tutan bu altın değerin unutulmamasıdır. Aşk uğruna yazmaya çalışırken bulamadığı kalemine gözyaşlarıyla mürekkep yediren Nezihe hanımın bir aşk timsali olduğu unutulmamalıdır. Her yokluğun gerisinde ilahî bir kudretin olduğunu bizlere, hayatı ve bu hayata bakış açısıyla öğretmiştir. 


            Yazımıza şairemizin birkaç şiİriyle son verirken siz değerli okuyucularımızı saygı ve sevgiyle selamlıyorum.


          Kalın sağlıcakla.
 
AŞKIM EBEDİDİR


Aşkım ebedîdir erecek sanma zevâle 
Dönsem elem ü kahr-ı firâkınla hilâle
Bîgâne-i gamdım seni ben görmeden evvel 
Etdin bugün eğlencemi feryâd ile nâle
Sevdimse seni safvet-i vicdân ile sevdim 
Bir lahzâ bile düşmedim ümmîd-i visâle
Etmez mi eser kalbine feryâd-ı hazînim 
Kâfir bile giryân oluyor şimdi bu hâle
Kim derdi kader dûr edecek bir birimizden
Eyyâm-ı sa'âdet dönecek böyle hayâle
Aylar seneler böyle firâkınla geçer de
Hâlâ Seni zâlim edemem Hakk'a havâle
Feryâd ederek ağlar ise çok mu Nezîhe
Düşdü yine bir sâhili yok bahr-i melâle.
 
 
 
 
 
 
GÜL RUHLARINI GONCA-İ ZİBAYA DEĞİŞMEM


Gül ruhlarını gonca-i zibaya değişmem
Endamı dîlâranızı tubaya değişmem.
Virane nişîn olsam, emin ol ki seninle
Ben meskenimi tarımı balaya değişmem.
Tenha gecelerde beni eyler müteselli,
Baykuş sesini bülbülü şeydaya değişmem.
Peymane'i sem nûş ederim saki-i gamdan
Bir katresini bir dolu sahbâya değişmem.
Sen naz ile gözler süzüp ettikçe tebessüm
Bir handeni vallahi bu dünyaya değişmem.


MECNUN İSEN EY DİL SANA LEYL  MI BULUNMAZ

 

Mecnun isen ey dil sana Leylâ, mı bulunmaz
Bu goncaya bir bülbül-ü şeydâ mı bulunmaz
Sun şerbet-i lâl-i lebin ağyara vefasız,
Saki mi bulunmaz bana, sahbâ mı bulumaz
Arz etimiyorum âleme âlâmı derunum,
Yoksa bana bir mahremi sevda mı bulunmaz
Bir sen misin âlemde tabîb, illet-i aşka,
Teşhisi dile başka etibba mı bulunmaz
Al aşkını, ver gönlümü Allah için olsun
Dil vermek için dilberi rânâ mı bulunmaz
Mes’ud edecek kimse seni yoksa Nezihe
Meşgul edecek bir sürü hulya mı bulunmaz

 

 

 

 

 

 

 
Etiketler: BİR, ŞAİRE., YAŞAR, NEZİHE, BÜKÜLMEZ.,
Yorumlar
Haber Yazılımı