Yazı Detayı
23 Ekim 2020 - Cuma 09:02
 
Dijitalleşme Dönemi
AHMET DOĞAN
 
 

Dijitalleşme Dönemi


Soğuk savaşın bitimi ile beraber dünyada küreselleşme büyük önem kazanmıştı.
Çift kutuplu dünya Sosyalizmin yenilmesi, Liberalizmin galibiyeti diye anılıyordu.
Devletler arası sınırlar daha esnek olmaya başladı. Teknoloji ve medyanın etkisi
ile ulus ötesi hareketler hız kazanmaya başladı. Uluslararası şirketler ve Sivil
Toplum Kuruluşları ülkeler üzerindeki etkilerini arttırmaya başladı. Bilim ve
teknolojinin hızlı bir şekilde gelişmesi, yazılım ve bilişim dünyasının da etkisi ile
insanlar evlerinden çıkmadan dünyanın bir diğer tarafındaki gelişmelerden
haberdar olmaya başladılar. İnternetin bütün ülkelerde hem devleti kurumlarda,
hem de özel sektörde kullanılması ile yeni meslekler ortaya çıkmış, yetişmiş
insan gücünün değişimi gözle görünür bir hal almıştı.

 

Endüstri 4.0 son yıllarda sıkça kullanılan tabirler arasına yer alıyor. Sanayi
devriminin dördüncü jenerasyonu olarak nitelendirilen Endüstri 4.0, ilk kez
Almanya’da bir fuar esnasında telaffuz edilmiştir. Endüstri 4.0 endüstrinin yeni
bir boyut kazanmasına olanak sağlayacağı öngörülüyor. Bilişim teknolojileri ile
endüstri faaliyetlerini bir araya getiren Endüstri 4.0’ın ana bileşenlerinden ilki,
Yeni Nesil Yazılım ve Donanım, yani bugünün klasik donanımlarından farklı
olarak düşük maliyetli, az yer kaplayan, az enerji harcayan, az ısı üreten, ancak
bir o kadar da yüksek güvenilirlikte çalışan donanımlar ve bu donanımları
çalıştıracak işletim ve yazılım sistemlerinin kaynak ve bellek kullanımı açısından
tutumlu olması hedefidir.

 

İkinci ve belki de en önemli bileşen ise Cihaz Tabanlı İnternet (Internet of
Things), yeryüzündeki tüm cihazların birbiriyle bilgi ve veri alışverişi için
kullanıldığı, her türlü araç ve gerece entegre edilmiş, sensor ve işleticilerle
donanmış internet bağlantılı akıllı elektronik sistemdir. Bu sisteme kısaca Siber –
Fiziksel Sistemler de denilebilir.

 

Üretim sürecinde sanayideki makinelerde siber – fiziksel sistemlerin
kullanılması demek insanlardan neredeyse bağımsız olarak kendi kendilerini
koordine ve optimize ederek üretim yapabilecek “akıllı fabrikalar” demektir.
Eğer Endüstri 4.0 stratejisi gerçekleşirse üretim süresi, maliyetler ve üretim için
ihtiyaç duyulan enerji miktarı azalacak, üretim miktarı ve kalitesi artacaktır.

 

Bilgisayarların veya bilgisayar kontrolündeki robotların çeşitli faaliyetleri zeki
canlılara benzer bir şekilde yerine getirme kabiliyetine YAPAY ZEKA denir.
Yapay zekanın geçmişi 1940’lara kadar gider. “Turing Machine” lerine kadar
geriye gidilebilir. Yapay zeka çalışmaları genellikle insanın düşünme
yöntemlerini analiz ederek, bunların benzeri yapay yönergeleri geliştirmesine
yöneliktir. Yani bilgisayarın, insanlar tarafından gerçekleştirilen görevleri yerine
getirmesini sağlar.

 

Yapay zekanın ve internetin tüm dünyada hızlı kontrolü ele geçirmeye başladığı
gözle görünür bir gerçektir. Küreselleşmeye bambaşka bir boyut katmıştır.

 

2020’nin başlarında önce Çin’in Wuhan kentinde ortaya çıkan ve sonrasında tüm
dünyayı saran COVID-19 Salgını ile beraber küreselleşmenin bittiği ve
DİJİTALLEŞME denilen yeni bir dönemin başladığı bilim dünyasında sıkça dile
getirilmektedir.

 

Dünya Sağlık Örgütü (WHO)’nün 22 Ekim 2020 itibariyle açıkladığı verilere göre
1 Milyondan fazla insanın ölümüne neden olan COVID-19 salgın hastalığının
henüz aşısı bulunamamış, etkili bir tedavi yöntemi de henüz geliştirilememiştir.
Bu süreçte ülkeler sınırları kapatmış, çeşitli konularda kısıtlamalar getirmiş,
okullar tatil edilmiş, üniversiteler uzaktan eğitim vermeye başlamış, kamu ve
özel sektörde çalışan bir çok insan evlerinden internet ortamında çalışmaya
başlamış ve adeta insanlar evlerine kapanmaya zorlanmıştır.

 

Dijitalleşen dünyada yeni düzene ayak uydurabilmek için, teknolojinin takip
edilmesi ve bilişim sistemlerinden maksimum düzeyde fayda alınabilmesi için
gençlerin eğitilmesi büyük önem arz etmektedir. Ortaya çıkan yeni meslekler ve
uzaktan çalışma sistemleri ile yapay zekanın birçok şeyi kontrol altında tutması
ancak gençlerin farkındalığının arttırılması ile geleceğimiz güzel planlanabilir.

 

Mayıs – Haziran aylarında çevremdeki insanlar ile yaptığımız konuşmalarda
dijitalleşmenin artık kaçınılmaz bir şey olduğunu, Salgının bu süreci
hızlandırdığını, eğitim sistemlerinin artık salgın bitse dahi (süreç belli değil)
online yani uzaktan yapılacağını belirtiyordum. Hatta bu kadar fazla öğretmen
kadrosunun bile bir iki yıl sonra ihtiyaç fazlası olarak değerlendirileceğini
yorumladım. Ancak hayal kurduğumu dile getirenler, beni dinleyenlerin yüzde
doksanından fazla idi.

 

Şimdi henüz salgının onuncu ayındayız dijitalleşme ile nelerin değiştiğini
hepimiz görüyoruz. HES kodu olmadan seyahat bile edemez hale geldik. Kamu
kurumlarına giriş için bile kod gerekiyor.

 

Gelişmiş ülkelerde üniversiteler dijitalleşmeye hızlıca giriş yaptılar, alt yapısını
yaz döneminde hazırladılar. Ve dünyaca ünlü bir çok üniversite 2020 -2021
eğitim yılının ikinci döneminde dahi eğitimlerini online yapacaklarını açıkladılar.
Ancak Türkiye’de üniversiteler buna çok aldırış etmediğinden ilk derslerde
sistemler çöktü. Yaz döneminde hazırlık yapmamanın zararlarını görüyorlar.

 

Hala sistemlerini oturtamayan üniversiteler mevcut. İnternet altyapısının da
ülkemizde problemli olmasının oluşturmuş olduğu etki ile, Endüstri 4.0
dünyasının daha başında iken, gerilerden başlıyoruz.

 

Bir yıl sonra durum nasıl mı olacak?

 

Öngörülerim var ancak açıklamaya korkuyorum doğrusu.
Çünkü yapay zekadan çok korkuyorum. Ve hukuki bir statüsü olmadığı için de,
insanlık adına da çok korkuyorum.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 
Etiketler: Dijitalleşme, Dönemi,
Yorumlar
Haber Yazılımı