Yazı Detayı
26 Kasım 2021 - Cuma 09:01
 
Diriliş
RIDVAN SÜZEN
 
 

Rıdvan Süzen - DİRİLİŞ

 

Önceki hafta rahmet-i rahmana iltica eden Üstat Sezai Karakoç'u saygı ve sevgiyle yâd ederken yıllarca mücadelesini verdiği Diriliş mefkûresini onun ışığında ele almak istedik. Sadece bir köşe yazısında bu koca düşünceyi anlatmak biliyoruz ki az kalacaktır. Kürsülerde nice ilim adamı tarafından yıllarca anlatılsa da mürekkebimiz yettiğince...
  Nedir Diriliş, kim öldü ki dirilecek ya da bize yeni bir can mı bahşedilecek.


          Sanattan politikaya, sosyolojiden eğitime, insan haklarından demokrasiye, âdab-ı muaşeretten aile terbiyesine kadar uzanan çok geniş bir yelpazedir Diriliş. Karakoç, bunu özellikle Doğu ve Batı arasındaki mücadeleden hareketle Batı’nın yani özellikle Avrupa'nın Doğu dünyası üzerindeki tehdidini önceden sezmiş ve bunun üzerine İslam milleti olarak bizlere yeniden dirilme çağrısı yapmıştır. Gençlik yıllarında sanatın özellikle edebiyat alanında kalem oynatan düşünür, mürekkebinin ulaştığı her yere bu çağrıyı bildirmiştir. Batı’ya ders veren bir medeniyetin mensubu olarak şiirlerinde sıkça Doğu mistisizmi ve kültür haznesine ait öğelerden de faydalanmıştır: “Ey çağdaş Kudüs, ey sırrını gönlünde taşıyan Mısır” gibi dizeler kanıyı destekler niteliktedir. 
         

  Karakoç, birçok söyleşi ve konuşmasında tarihî değerlerden bahsederken sadece zamana saplanıp kalmamaktadır. Mâzinin âtiye yön vereceği düşüncesinden hareketle o tarihî dönemi günümüzle ve gelecekle harmanlayarak bizlere aktarmaktadır. Özellikle bilim alanında dünyada ilkler sayılabilecek icatların mucitlerinin bu medeniyetin dairesinden dünyaya yön verdiğini Karakoç bizlere telkin etmektedir. Yeniden bir diriliş diyor bakıldığında, demek ki önceden bir canlılık varmış. Fakat şimdi ise mefta... Bu canlılık tam anlamıyla Kabe'deki putların yıkılıp  tevhidin galip gelmesiyle dört bir yanda İslam saadetinin yaşandığı huzurdur. Bir millet düşünün ki bir dinin etrafında kenetlensin ve ne yazık ki sayısız fırkaya bölünsün. Yetmedi bu fırkalar arasında bölünmeler parçalanmalar ve katliamlar yaşansın. Dünya coğrafyasına bakıldığında kanın oluk oluk aktığı ve her gün camilerin bombalandığı, savaşın, mezhep kavgalarının ve insanlık suçlarının hat safhada olduğu bir bölge inşa edilsin. Çizilen sınırların arasında yaşanan terör olayları, onlara müsamaha gösteren Bizans çocukları, özgürlük ve demokrasi adı altında kundaktaki çocuktan kan emen Lenin tohumlarına karşı özgürlük yakıştırması , on yıllar boyunca oryantalizm adı altında Batı'nın son derece disiplinli şekilde yetiştirdiği moda kişileri... İşte mücadele ve dirilme tam olarak burada baş göstermekte ki milli ve manevî düşüncelerden müteşekkil olan bir ayaklanmanın sesidir Diriliş. Bu millî ve manevî daire ekseninde yeniden ayağa kalmak, sınırları aşıp gönülleri fethetmek, aileden başlayıp komşu, arkadaş, akraba, eş dost... kardeşçe, insanca sarılıp hakkı anlatmaktır Diriliş. Bin yıldır kanın durmadığı, kardeşin kardeşe düşman kesildiği, Habil'in Kabil'e mağlup olduğu, İbrahim’in ateşlere reva görüldüğü bu coğrafyada Nemrut’lara karşı dik durmaktır Diriliş. Konfor hastalığı karşısında şükür kılıcını çekme, haksızın karşısında Ömer olma, âfetin karşısında Yusuf olma, kaderden gelen imtihanlara karşı Eyyüp olma, her zenginliğin yanında da Süleyman olmaktır Diriliş.


           Üstadı bu minvalde ele almak onun 88 yıllık hayatının özetidir denebilir. Her mecrada bu duruşu tekrar eden ve hayatının sonuna doğru bunu siyasal bir parti ile taçlandıran bir diriliş olmuştur Sezai Karakoç. Şahsı ve şiirleri hakkında çeşitli şehir efsaneleri olsa da kendisiyle beraber ebedi âleme iltica etmiştir. Bizlere kalan onun düşüncesi, edebi anlayışı, yaşam tarzı ve özellikle şiirleri, bunun yanında Diriliş mefkûresi olmuştur. 


Yeri yurdu cennet olsun.

 

 

 

 

 

 
Etiketler: Diriliş,
Yorumlar
Haber Yazılımı