Yazı Detayı
17 Mart 2021 - Çarşamba 07:19
 
HALEPÇE KATLİAMI
VEYSEL KELLECİ
 
 

Bundan 25 yıl önce,16 Mart 1988 sabahı, elma kokusuyla uyandı Halepçeliler.
Sevinçle mutfağa yöneldiler önce.
Kokunun mutfaktan gelmediğini görünce camlarını açtılar.
Baktılar ki koku dışarıdan daha çok hissediliyor,hemen dışarı akın ettiler merak 
ve heyecanla.

 


Çıktıklarında gördüler ki herkes aynı merak ve heyecanla dışarı çıkmış.
Hızlı hızlı yürümeye başladılar;kokunun kaynağını aramaya başladılar.
Gittikçe şiddetlendi elma kokusu. 

 

Ama bir yandan da derilerinde bir yanma hissettiler sanki.
Aldırmadılar ve yürümeye devam ettiler.
Bu sefer daha hızlı…koşmaya başladı birçoğu.
Ancak zamanla o yanma gittikçe şiddetlendi.
Koşuyorlardı;ama yanıyorlardı da.
Bu sefer de dönüp eve doğru koşmaya başladılar.
Yanma iyice artıyordu.
Zamanla derilerinin morarmaya ve büzülmeye başladığını gördüler korkuyla.
Bir an önce suya ulaşmalılardı.
Kendilerini can havliyle suya attıklarında ise bedenleri kavruldu bu sefer,asit 
dolu bir havuza girmişler gibi.

 

Artık ölmüşlerdi,ölümün nereden geldiğini anlayamadan.
Yanarak ölmüşlerdi,üstelik ateşsiz ve dumansızdı buyanma…çığlıklarla… 
bağırışlarla…çağırışlarla…

 

Bir avuç kül oluvermişlerdi aniden,ne olduğunu anlayamadan… 

 

“Saçlarım tutuştu önce
Gözlerim yandı,kavruldu
Bir avuç kül oluverdim
Külüm havaya savruldu.” 

 

Kimyasal zehir öyle bir şeydir ki;vücudunuza temas ettiği anda yakarsizi,nefes almak için çırpınırsınız;alamazsınız.Deriniz büzülüp çürür.

 

Yavaş yavaş,acı çeke çeke ölürsünüz.
Öyle ki başınıza silah vurularak öldürülmeyi buna tercih edebilirsiniz.
Bu zehir de elma kokuluydu.
Güzel kokulu zehir…
Zekice planlanmış bir katliamdı.
Hedeflerinde çocuklar vardı,geleceği hedeflemişlerdi..
En çok da çocuklar öldü Halepçe’de.
Tıpkı diğer katliamlardaki gibi.
Yıllar sonra ülkelerine “demokrasi” getirecek olan o uzak memleketteki 
adamlar,kendi memleketlerindeki o “diktatör”e hediye etmişlerdi bu elma kokulu zehri.

 

Ölmeden önce,ölürken,yanarken Halepçelilerin attıkları çığlıkları duyamadılar o “özgürlükçü ve demokrat” adamlar. 

 

Çünkü o sırada başka ülkelerde başka hayatları mahvetmekle meşgullerdi.
Başka soykırım planları vardı. 

 

Onlardı zaten,Hiroşima’da küçük gözlü onlarca küçük çocukları yakan.
Onlardı Vietnam’da yüzlercesini.,binlercesini katleden.
Onlardı Ruanda’da 100 gün içinde 800 bin kişinin katledilmesini sessizce 
destekleyen.

 

Duyamadılar o çığlıkları… 

 

Şimdi Halepçeli çocuklar el ele tutuşmuş Hiroşimalı,Ruandalı, Vietnamlı kardeşleriyle dünyaya barış mesajı veriyorlar,insanlığa sesleniyorlar: 

 

“Çalıyorum kapınızı
Teyze,amca bir imza ver
Çocuklar ölmesin
Şeker de yiyebilsinler..” 

16 Mart günü 

kulağınız kapıda,burnunuz havada olsun; 

tanıdık bir koku duyarsınız belki..

 


Halepçe Katliamı veya Halepçe'ye zehirli gaz saldırısı, İran-Irak Savaşı esnasında Saddam Hüseyin'in, 1986-1988'de Irak'ın kuzeyinde Kürtlere karşı düzenlettiği El-Enfal Harekâtı adlı isyanı bastırma operasyonunun bir parçasıdır. Kanlı Cuma olarak da bilinen bu zehirli gaz saldırısı  Kürt halkına yapılmış bir soykırım olarak kabul edilir. 

 

Saldırıda 5.000 kişi öldürüldü ve 10.000 sivil yaralandı Saldırıdan sonra komplikasyonlar, çeşitli hastalıklar meydana geldi ve yapılan doğumlar sağlıklı neticelenemedi. Bu saldırı o bölgelerde Kürt halkına, sivil nüfusa karşı yapılmış en büyük kimyasal saldırı olarak bilinir. Irak Yüksek Ceza Mahkemesi 1 Mart 2010 tarihinde soykırım eylemi olarak Halepçe Katliamı'nı tanıdı ve karar Bölgesel Hükûmet tarafından memnuniyetle karşılandı. Saldırı bazı ülkelerde parlamentolar tarafından insanlığa karşı işlenmiş bir suç olarak tanımlanıp, kınandı. Ayrıca Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne bu katliamın tanınması için kanun teklifi verildi..

 

 

 

 

 

 
Etiketler: HALEPÇE, KATLİAMI,
Yorumlar
Haber Yazılımı