Yazı Detayı
03 Aralık 2021 - Cuma 09:17
 
İlk Öğretmen : Anne
RIDVAN SÜZEN
 
 

Rıdvan Süzen - İlk Öğretmen : Anne

 

Anne... Ciltler dolusu kitaplar yazılsa yeridir bu üç harf için. Duygusu, sadakati, karşılıksız bağlılığına ne kelime ne de telaffuz yeterlidir. Kendi bedeninden bir parça inşa eden en değerli varlık... Kelime anlamı koruma demek olan “rahim” bölgesinde tam 9 ay bir canı beslemek. Her ânında onu düşünüp ona göre hareket etmek. Kendi yediğinden içtiğinden ona da taksim etmek ve daha niceleri.

      

Bir evlâdın dünyaya getiriliş aşmasını bir arkadaşımdan dinlemiştim ve kadın olarak dünyaya gelmediğim için şükretmiştim. Neden mi dersiniz,galiba o mangal gibi yürek biz erkeklerde yok. Sadece doğum sancısında bütün kemiklerin çatırdamaya ve olabildiğince esnemeye en yakın olduğu âna her beden karşı koyamaz. Elbet de onun yapısı ona göre dizayn edilmiştir diyebilirsiniz peki diğer insanî durumlara ne demeli. Mesela  uykunun en güzel saatindebölünmesine... Bir kış gününü düşünün,  yatağınız sıcacık ve bir ağlama sesi sizden yardım bekliyor. Canhıraş bir şekilde bu ortamdan feragat edebiliyorsunuz. Karşılık beklemeden ve bunu tam anlamıyla içselleştirerek.

 

İlk defa anne olanlara baktığımdabunun bir eğitimini almadan bebeğe bakabiliyor olmasına hep şaşırmışımdır. Kucağına alması, emzirmesi altını değiştirmesi vs. Buna da sosyal öğrenme diyebilirsiniz ama bu sadece teoride geçerlidir burada yapılan tamamen pratik.Yaptığımız araştırmalarda dikkat çeken bir nokta da bir durumdaki isim meselesi olmuştur. Bu durum ise hiçbir dilde evlâdı ölen anneye karşılık bir kelimenin olmaması. Ne garip değil mi?  Çocuğu ölen bir anneye veya babaya hiçbir dilde bir kelime bulunamamış. Acısının büyüklüğü bir kelimeye hapsolmamış. Bunun yanında garip bir deyim vardır bölgemizde: “Ciğeri yanmış” derler mesela evladı ölen anneye. Bunun da araştırmasında şu kanıya vardık. Bedenin birçok organı tahrip veya bir hastalığa mâruz kaldığında iyileşmesi mümkün. Mesela neden kalp veya böbrek ya da mide, göz değil de ciğer. Çünkü ciğere gelen bir yaranın tedavisi mümkün değilmiş. Zamanın tıbbı buna olanak sağlamadığı için -ki hâlâ da yeri geldiğinde öyledir-bu deyim kullanılmış.

 

        Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum diyen Hz. Ali efendimiz gibi bizlere ismi öğreten annelere kaç kırk yıl kölelik borçluyuz bilmem. Ama onların bizden beklediği belli ki tüm zararlardan uzak düzenli bir hayat yaşamak ve yeri geldiğinde onların sadece yüreğine dokunmak ellerinden tutmak, yanlarında olmak. En nihayetinde yetiştirdikleriağaca yaslanmak veya gölgesinde soluklanmak onların en doğal hakları. İlk öğrendiğimiz kelimedir anne. Bu anne ilk sığınak, ilk güven, ilk arkadaş, ilk dost, güven meclisinin piri...

 

Çok şey yazılır ki yazıldı bir o kadar da söylenir ki o da söylendi. Ama galiba yetmedi ve yetmeyecek.Bir dünyanın bir hayatı oluyor reenkarnasyon olmadığı müddetçe hepimiz buna göre yaşamalı, bir annen ve anne adayı olan eşin değerini ona göre bilmeliyiz. Unutmayalım ki geleceğin dünyası annelerin kucağındadır çünkü o ilk öğretmen ilk mürebbiye ilk terbiye edendir. Neşet Ertaş'ın “ Biz insanoğlu,onlar insan” cümlesi bugün sınırlar aşmışken bizler de harf harf idrakinde bulunmalıyız.

 

   Kalın sağlıcakla.

 

 

 

 

 

 

 
Etiketler: İlk, Öğretmen, :, Anne,
Yorumlar
Haber Yazılımı