Yazı Detayı
07 Ağustos 2020 - Cuma 07:34
 
MADALYONUN ÖTEKİ YÜZÜ!
NECMİ BAZİKİ
 
 

MADALYONUN ÖTEKİ YÜZÜ!


11 Mayıs 2011’de imzaya açılan İstanbul Sözleşmesi’ne ilk imzayı Türkiye adına, zamanın Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu attı.  
Sözleşme,mecliste 14 Mart 2012'de kabul edildi. Böylece Türkiye sözleşmeyi ilk onaylayan ülke oldu ve Sözleşme,1 Ağustos 2014’te Türkiye’de yürürlüğe girdi.


Nasıl bir oldu bittiye getirildiyse bu vahim sözleşme,konu kamuoyunda tartışmaya açılmadı. Başbakanlık, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı halkı aydınlatmadı. Meclis’te milletvekilleri herhangi bir itiraz da bulunmadı.


Sözleşmenin ilk akla gelen özelliği, kadına yönelik şiddet konusunda bağlayıcılığa sahip ilk uluslararası sözleşme olması.
Özetle, İstanbul Sözleşmesinin görünen yüzü; kadınlara yönelik her türlü şiddetin önlenmesi, kadınların her türlü şiddetten korunması, kadınlara yönelik şiddetin faillerin kovuşturulması, yargılanması ve cezalandırılmasına ilişkin hükümler içermesi. 
Amma velakin aile içi şiddetin ve kadına şiddetin önlenmesi işin bahanesi idi.Ve madalyonun görünen yüzü bu iken, kimse görünmeyen yüzünün farkında değildi.


Çünkü İstanbul Sözleşmesi’nin hemen ardından eşcinsellerin önünü açan LGBT Derneği kuruldu.Bunun ardından sokaklar, sapkınlıkta Lut Kavmini bile geride bırakacak yaratıkların iğrenç ötesi pankartları ile hak arayışlarına sahne oldu.Her gün ana haber bültenleri,medya organları bu yaratıkların iğrençliklerini sıradan bir olaymış gibi bize aktarıp,haksızlığa uğruyorlarmış fikrini bize aşılamaya  çalıştılar.Köhneleşmiş  bataklıklarından çıkmaya cesaret edemeyen bu sapkın yaratıklar,İstanbul sözleşmesinin kendilerine hak tanıyan maddelerinden dolayı gün yüzüne çıkmaya başladılar.Kimlik arayışına başlamış olup,velevki öyleyiz velevki şöyleyiz gibi iğrenç tabirleri ile kendilerini de bize kabullendirmeye çalıştılar.Başarılı da oldular. 


Allah’ın lanetlediği Lut kavmini unutup,destek olmaya çalışan kesimlerimizin olması başarılı olduklarının göstergesidir.
Ve bunlara bu hakkı veren  İstanbul sözleşmesinin maddelerinden biri şöyledir;


-Taraflar bu Sözleşme hükümlerinin, özellikle de mağdurların haklarını korumaya yönelik tedbirlerin, cinsiyet, toplumsal cinsiyet, ırk, renk, dil, din, siyasi veya başka tür görüş, ulusal veya sosyal köken, bir ulusal azınlıkla bağlantılı olma, mülk, doğum, cinsel yönelim, toplumsal cinsiyet kimliği, sağlık durumu, engellilik, medeni hal, göçmen veya mülteci statüsü veya başka bir statü gibi, herhangi bir temele dayalı olarak ayrımcılık yapılmaksızın uygulanmasını temin edecektir. 


Bu madde ile sözleşme hükümlerinde cinsel yönelim ve cinsel kimliğe yönelik ayrım yapılmaması adına, bu olgular ve LGBT sapkınlığı legallik elde etmiştir.


Yine bu maddeye bakılarak; 


İstanbul sözleşmesi ile dinimiz bir ayrımcılık kavramı olarak sunulup, geleneksel  değerlerimiz,örfümüz,kültürümüz bu bakış açısıyla hedef tahtasına oturtulmaktadır.


Kısacası 81 maddelik bu sözleşmenin iğrençliği , kadın haklarını içeren ilk bir kaç maddesi   ile maskelenmeye çalışılmaktadır. 
Oysaki kendi dinimizin,örfümüzün,adetimizin,gelenek ve göreneklerimizin, kadına verdiği değerin bilincinde olmak bize fazlası ile kafi gelecektir.Bir de bu değeri hayatımızda uygulamayı becerebilirsek,İstanbul sözleşmesi gibi rezil bir sözleşmeyi degil kabul etmek dile getirmeye bile gerek duymazdık.


Bu sebeplerden ötürü; 


dünyaya örnek olan aile yapımızı korumak için,


İslamın aile anlayışını saf dışı bırakmamak için,


Örf ve adetlerimizi yerle bir etmemek için,


İstanbul Sözleşmesi bir an önce iptal edilmelidir.Türkiye kendi geleceğini tehlikeye atma yanlışından biran önce kurtulmalıdır.


Not: 81 maddelik sözleşmenin sadece bir maddesinin tehlikesini anlatmaya çalıştım.Bütün maddeleri okumanız dileği ile...

 

 

 
Etiketler: MADALYONUN, ÖTEKİ, YÜZÜ!,
Yorumlar
Haber Yazılımı