Yazı Detayı
10 Ekim 2020 - Cumartesi 08:31
 
Suskunluk Sarmalı
AHMET DOĞAN
 
 

Suskunluk Sarmalı


Gökçer Tahincioğlu 3 Ekim’de “YÜZLEŞME” köşesinde çok önemli bir konu olan “SUSKUNLUK SARMALI”ndan bahsediyor. 


Ben de bu konuyu “SORGULAMA” adını verdiğim köşeme taşımak istedim. 


Konuya  Elisabeth Noelle - Neumann tarafından geliştirilen "Suskunluk Sarmalı" teorisinin basit ilkesinden bahsederek başlıyor Gökçer. Bu ilke şöyledir;


“İnsanlar, kalabalık tarafından genel - geçer kabul edilen fikirlere aykırı bir fikri varsa, kendini kısıtlayarak, susar. Bu fikrin yaygınlaşmaya başladığını sezdiği aşamada ise konuşmaya başlar.”


Teori, bu basit tariften ibaret değil elbette. Yine de en kestirmeden anlatmak gerekirse, insanların çekindiği için susmayı tercih ettiği bir iklimin yarattığı etki diye özetlenebilir.


Ancak Türkiye'deki "suskunluk sarmalı" bu teorinin anlatmak istediğinden farklı.


Ülkemizde görse de konuşmayan, bilse de "olur böyle şeyler, başka türlü olmaz" diyen, iktidar duygusundan asla ve kat'a vazgeçmeyen, doğruyu ve gerçeği anlatmayı istemeyen, hakikatle buluşulmasını dünya görüşüne aykırı bulan "kanaat önderleri" var. 


Ya da kendi mahallesinde olup bitene ses çıkartmayan, çıkartmak istemeyen, sessizliği seçen mahalleliler diyebiliriz…


Bunu özellikle Sağ – İslamcı – Muhafazakar – Milliyetçi cenaha bağlamak istemiyorum, ancak şu an en göze batan kesim orası. İtaatkarlık üst seviyede. Kendi oluşturdukları kutsal değerler insan olmanın ötesinde değer olarak görülüyor. Her türlü suç kendi cenahından olduğu sürece meşru görülebiliyor. Hukuksuzluk – Adaletsizlik güç kendilerinde olduğu sürece umurlarında bile değil. 


İnsanlar helikopterden atılıp öldürülse, çocuklar tecavüze uğrasa, muhalif görülen yerel yönetimlere zorba bir şekilde kayyım atanda, halkın iradesi hiçe sayılsa, en yakınındaki kişilere bile terörist damgası vurulsa ve aylarca cezaevlerinde kalsa zerre umurlarında değil. 


Çünkü vicdanlar bir kere körelmiştir. Ya da Suskunluk Sarmalı’nın bir sebebi olan KORKU tüm bedeni sarmıştır. 


Endişe ve Korku insan doğasında vardır ancak korktuğunu bile saklamamalı  insan. Çünkü duyguların bastırılması tehlikelidir. Belli bir süre sonra insan bastırdığı duygunun esiri olur. 


Haksız bir şekilde elde edilen makamı kaybetmekten korkmak yeterli değildir, korkudan titremek lazımdır. Çünkü zorbalıkla elde edilen makamı halk da vakti zamanı geldiğinde gerekirse zorla hakkını tekrar geri alır. 


İnsanlar neden susmayı tercih ediyorlar? 


Bu soruya yüzlerce mantıklı mantıksız cevap verilebilir. Ancak bütün cevaplar kısa süreli rahatlık içindir. Kısa süreli mutluluk için uzun süreli mutsuzluğa ses çıkarmayı akıllarına bile getirmezler. Oysaki bugün ses çıkarmadıkları durumlardan yarın yine kendileri, çocukları, sevdikleri etkilenecektir. 


İşte o zaman son Müslüm Gürses’in “Son Pişmanlık neye yarar” şarkı sözleri bir iç ve dış ses olarak kendisini saracaktır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 
Etiketler: Suskunluk, Sarmalı,
Yorumlar
Haber Yazılımı