Yazı Detayı
11 Haziran 2021 - Cuma 07:24
 
Yazsam Mı, Yazmasam Mı ?
AHMET DOĞAN
 
 

Yazsam Mı, Yazmasam Mı ?

 

Yaşadığımız süreç ile alakalı o kadar çok şey var ki yazmak istediğim..

Anlatmak için yanıp tutuşuyorum. 

Yazmaktan ise çekiniyorum. 

Çekinmenin sebebi öyle basit bir şekilde “KORKU” ile tarif edilecek bir şey değil. Birçok etken var. 

Yazmak kolaydır. Ama yazdıktan sonra olacaklar ile muhatap olmak, mücadele etmek zordur. 

Yarın bu ülkede başımıza neyin geleceğini kestiremeden yaşamanın vermiş olduğu bir “ÇEKİNME” var. 

“Adalet dağıtmayan/dağıtamayan kanunlar KANUN değildir.” sözünün verdiği bilinç ve sivil itaatsizlik ruhu ile bir arpa boyu kadar yol alamamış olan 100 yıllık bir devlet sistemi. 

Bu ikisi arasında git-gel yaşamak. 

Bir de sevdiklerimizin geleceği, onların mağdur edilmesi durumu ve acı çekmeleri ihtimali. 

Bütün bunları bir araya getirince, zaten huzursuz olan ruhum daha da daralıyor. Sessiz çığlıklara boğuluyor, içimdekileri kusacak bir yer arıyorum. 

Konuşmaya korkuyor, yazmaya çekiniyorum. Ama bir şey yapmadan da kabullenmek çok koyuyor doğrusu. 

Ülkenin her tarafını kangren gibi sarmış olan AKP – MHP rejiminin devam ettiği her gün, bir sonraki güne şafak operasyonu ile mi uyanacağız endişesiyle yatıyorum. 

Mesele bedel ödemekten korkmak veya çekinmek değil. Mesele, bireyin tüm  sevdiklerinin bu saçma sapan uygulamalardan zarar ile çıkması. 

Yazdığım yazı yüzünden bize yer açan medyadaki arkadaşların baskı yemesi. 

Belediyelerden veya valilikten “hele bı yazıyı kaldır lo” telefonlarının gelmesi. 

Yaklaşık 25 milyon insanın anadilinde eğitim alması haktır dedikten sonra terörist ilan edilmek. 

Hukuksuz bir şekilde emeğinden, işinden bir gece kararnamesi ile edilenlere yapılan haksızlıktır, demenin terör propagandası olarak nitelendirilmesi. 

TBMM’de üçüncü parti olan HDP’nin kapatılması fikri çok saçmadır, hukuksuzluktur demenin bölücülük olarak nitelendirilmesi. 

Dolar – Euro yükseldiğinde, ekonomiyi eleştirmenin dış mihrakların iç uzantıları olarak ötekileştirilmesi. 

Milyonlarca sığınmacının mültecilik hakları verilsin demenin, batının oyununa gelmiş kişi olarak değerlendirilmesi. 

İstanbul Sözleşmesi uygulansın, kadın cinayetleri engellensin, kadınlar ikinci sınıf yurttaş olarak değerlendirilmesin denildiğinde, Feminizm gibi batının bizi birbirimize kırdırmaya çalıştığı sistemin yerli uzantıları olarak nitelendirilmesi. 

Belediyelerde, kamu kurumlarında, ihale gibi durumlarda yolsuzluklar yapılıyor denildiğinde, devlet düşmanı olarak değerlendirilmesi. 

Bir suç örgütü liderinin “beraber bütün bunları yaptık” diye açıklamalarının soruşturulması gerektiğini dile getirmenin, “çete liderlerinin peşine takılıyorlar” diye geçiştirilmesi. 

Ve daha neler var neler.  

Hadi bir kaç tane yazalım..

Gazeteciler ve yazarlar, yazdıkları veya açıkladıkları görüşler yüzünden yargılanmamalı; başka sebeplerle yargılanacaklarsa, delilleri karartıp karartmayacağına, kaçma ihtimali bulunup bulunmadığına bakılmadan tutuksuz yargılanmalı..

Avukatlar, mesleki faaliyetlerinden ötürü yargılanmamalı. 

Sendikal faaliyetler suç değildir, yargılanmamalı. 

Hakkında herhangi bir soruşturma bulunmayan insanlar kararnameler ile işlerinden olmamalı. 

KHK’lar iptal edilmeli.

Gösteri ve yürüyüş özgürlüğü sağlanmalı. 

Mitinge katılmak veya siyasi faaliyet yürütmek suç değildir, yargılanmamalı. 

Kamuya istihdam sağlanırken, liyakat dışındaki siyasi bağlantı – torpil – akraba kayırma vb durumlara izin verilmemeli. 

Suriyeli sığınmacılara mültecilik statüsü verilmeli. 

Yargı bağımsız olmalı. 
Yargı bağımsız olmalı. 
Yargı bağımsız olmalı. 

Ama sonuç olarak şunu bir kez daha belirtmeliyim;
Yazmaya korkuyorum, çekiniyorum veya adını ne koyarsanız koyun. 

İşte ondan..

 

 

 

 

 

 

 

 

 
Etiketler: Yazsam, Mı,, Yazmasam, Mı, ?,
Yorumlar
Haber Yazılımı